VERDİĞİNİ UNUT, ALDIĞINI HATIRLA..
26 Ara 2011 24 Yorum
in ALINTILAR
Cömert Yürek
Aralık 2009 Kuraldışı Dergi
Nil Gün
Kutsanmış insan, verdiklerini unutan, aldıklarını hatırlayan insandır.
Elizabeth Bibesco
Birisi, senin yolunun üzerinden geçtiği için daha mutlu mu? İşte başarı bu.
Başkalarına katkıda bulunmaktan vazgeçtiğin gün ölmeye de başlamışsın demektir. Yüreğinde vermenin hazzı olmayan kişi en kötü kalp hastalığına sahiptir.
Hayattaki gerçek başarı başkaları için yaptıklarınla ölçülür. Bilge kişi kendi mutluluğunun başkalarının mutluluğunu da içinde barındırdığını bilir. Yaşanmaya değen hayat, başkalarının hayatlarına katkısı olan hayattır.
Bir dokunmanın, bir tebessümün, bir sevecen sözün, dinleyen kulağın, içten gelen bir iltifatın, ufacık bir ilginin bile bir hayatı değiştirebileceğini çoğu kez unutuyoruz ya da önemsemiyoruz.
Kendimiz için yaptığımız her şey bizimle ölüyor ama başkaları ve dünya için yaptığımız şey biz öldükten sonra da yaşamaya devam ediyor.
Hayatındaki dakikalar için yaptığın en iyi yatırım başkalarına verebilme gücüne sahip olduğun dakikalardır.
Çünkü bu yatırım sana o hep aranılan huzur olarak geri döner. İki elimiz var. Biri kendimize diğeri başkalarına verebilmek için.
Başkalarına yardım etmek özünde kendimize yardım etmektir. Çünkü o daireyi tamamlar ve yine bize geri döner.
Belki küçücük bir tebessüm bile o anda o kişinin ihtiyacı olan şeydir. Hiç kimsenin kimseye yardım etmediği bir insanlık varlığını ne kadar sürdürür dersin? Böyle bir hayat olabilir mi? Olsa bile buna hayat denir mi? Herhalde cehennemin tanımı olurdu bu.
En büyük suçluluk duygusu senden yardım isteyen bir kişiye yardım edebilme gücün ve zamanın olduğu halde etmemekten kaynaklanır.
Tabii yardım talep eden derken yardım istemeyi bir sömürü yolu olarak alışkanlık haline getirmiş, hayatın kendilerine borçlu olduğunu düşünen, balık tutmayı öğrenmek yerine hazır balık isteyenleri, kendi yaşamsal sorumluluklarını başkalarının omzuna yıkmak isteyenleri kast etmiyorum. Bu tür insanlar başkalarının kendilerine, kendilerinin kendilerine harcadıkları zamandan daha fazla zaman ayırmasını, sorunlarına çözümler bulmasını talep eder… ve talepleri bitmez.
Vermek, her isteyene, ağlayıp sızlayana, şikayet edene değil, kendileri için gerçekten bir şeyler yapmak isteyenlere yaptığın para ve zaman yatırımıdır.
Özellikle zaman konusunda çok seçici olmak zorundayız. Çünkü herkesin banka hesabına her gün 1440 dakikalık zaman birimi yatırılıyor.
Bunu özenle kullanmak da kişinin büyük sorumluluğudur; hem kendine hem bütüne karşı. Çünkü gün bitiminde bankadaki hesap kapatılıyor.
Bu nedenle zamanın nasıl kullanıldığından sorumluyuz. Sorumsuzca kullanılan zaman başkaları tarafından yağmaya uğrar. Tıpkı milli piyango biletinden büyük ikramiyeyi kazanmış insanların etrafında karınca sürüsü gibi ortaya çıkan akrabaların ve yardım talep eden insanların toplanması gibi. Bu nedenle çiçeğin yetişeceği toprağa tohum ekmek önemli, çorak araziye değil.
Hayatına şöyle dönüp baktığında hatırladığın şeyler, başkalarına yürekten verdiğin anlardır. Sana yürekten verilenlerin hepsini hatırlamasan bile.
Başkalarına yaptığımız yardım bu dünyadaki ev kiramızı ödemenin yoludur. Ev kirası olarak verdiğimiz her şey bu dünyayı başkaları için daha güzel hale getiriyor.
Sıkıntıda olan bir kişiye söylenecek destekleyici bir söz bile hayat değiştirebilir.
Tren kazaları, trenin bir milimetre raydan çıkmasıyla gerçekleşiyor. Bir milimetreye küçük diyebilir miyiz? Rotasını bir derece şaşmış uçak gideceği yerden 600 kilometre uzaklaşıyor. Bir dereceye küçük diyebilir miyiz?
Başkalarının başarmasına katkıda bulunduğumuz her şey bize de başarı olarak geri döner.
“Hayatın en acil sorusu: Başkaları için ne yapıyorsun?” diyor Martin Luther King.
Dünyanın sana verdiğinden daha fazlasını sen dünyaya verdiğinde gerçek anlamda başarılı olursun. Daha çok şeye sahip olmanın yolu daha çok vermekten geçiyor. Yürekten vermeyi bilen için ihtiyacı olduğu anda ona uzanan el bulması doğaldır.
“Kuşlar gibi uçacak teknolojimiz var. Balıklar gibi yüzebiliyoruz. Gemilerle okyanusları aşabiliyoruz. Ama şu minicik gezegende kardeş gibi yaşamayı öğrenemedik henüz.” sözü de Martin Luther King’e ait.
Sahip olduklarının değerini bil. Şükran duy. Ama onları kalıcı güvence olarak görme. Sahip olduklarını senden daha talihsiz olanlarla paylaş. Yarının ne getireceğini bilemezsin ki.
Büyük şeyler yapmak herkesin harcı değil ama küçük şeyleri sevgiyle yapabiliriz.
Hayatın en büyük sırlarından biri başkalarına yaptığımız her yardımın kendimize yapmış olduğumuz bir yardım olduğudur. Ne ekersen onu biçersin sözü işte bu sırrın bilge sözü.
Sadece onu yukarı kaldırmak için aşağıya bakmak dışında hiç kimseye yukarıdan bakma. Günümüzün en büyük hastalığı verem, AIDS, cüzzam değil, hiç kimse tarafından istenmeme duygusudur. Hiç vermeyi bilen insanlar bu duyguyu yaşayabilir mi?
İstenmeyen insan sadece almayı bilen, dünyanın ona borçlu olduğunu sanan insandır.
Hepimiz hayatımızın bazı dönemlerinde başkalarının yardımına ihtiyaç duyarız. Gerçek zenginlik, başkalarına verebilecek bir şeylerimizin olmasıdır.
Aldığımız şeylerle hayatımızı kazanıyoruz.
Verdiğimiz şeylerle hayatımızı YAŞANMAYA değer kılıyoruz.
tube
Ara 26, 2011 @ 09:06:52
tweet güzeli,demek dmleri kabul etmiyorsunuz!bildiğim iyi oldu,yazmayız bi daha tweet dmsi bizde o zaman.ya şimdi aids nerden karıştırdın ya yeni yıla girerkenumut dolu sevgi dolu bir yazı girsene be.herkes teste koşacak arefede.yeni yıl plan nedir?
Evrim
Ara 26, 2011 @ 10:00:08
Geniş bakış açından her zaman olduğu üzere yine çok etkilendim Tube.. Koş hemen yaptır madem o msjı aldın..
Open House Party veriyorum, gelecek misin?
Zeynep
Ara 26, 2011 @ 10:18:01
Süper bir yazı,ellerine sağlık Evrimcim.İstenmeyen insanın açılımını hemen alıyorum izninle.
)))İyiki keşfettim blogunu zevkle takipteyim,duyurmayarak hata ediyorsun diyebilirim.Dün gene konuşamadık yanında başka veli vardı gelmek istemedim,bizde kalabalıktık.Çok merak ettim,çıkarken hoca sana neden gitme bir dakika dedi,duyunca çekilmek zorunda kaldım,hani 2.dönemle ilgiliyse bende bileyim diye diyorum.Yanlış anlama sakın sadece merak.Öpüyorum dünya güzelini.
Evrim
Ara 26, 2011 @ 10:40:56
Zeynep,
Rica ederim de yazı benim elime sağlık değil alıntı dikkat edersen. Alıntının alıntısını alıyorsun bu durumda.. Teşekkürler takip için, duyan duyuyor, duyurmaya gerek yok işte gördüğün gibi..
Merak edecek bir şey yok, fazla merak da iyi değildir ayrıca, yanılıyor muyum? Gayet doğru anladım tasalanma..
Ben de öperim, şimdiden mutlu yıllar..
ÜLKÜ
Ara 26, 2011 @ 11:54:21
YÜREĞİMİ SIKIŞTIRIYORSUN EVOOOO YEMİN EDERİM.NE OLACAK SENİN BU HALİN?
Evrim
Ara 26, 2011 @ 18:47:13
Ülkücan,
Sıkıştıran ben olayım..
NEVIN
Ara 26, 2011 @ 17:56:14
CANIM,BUGÜN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.ZAMANIN NASIL GEÇTİĞİNİ ANLAMADIM.SENİ GÖRMEK BANA ÇOK İYİ GELİYOR,O ENERJİYİ ALMAK,GÜLEN GÖZLERİNE BAKMAK,SOHBETİNDEN TATMAK GİBİSİ YOK.BİLİYORUM GENE İLTİFAT İLTİFAT DİYECEKSİN AMA ÇOK ÇOK GÜZEL GÖRDÜM SENİ EVRİM,TANRI SENİ KÖTÜ GÖZLERDEN,İNSANLARDAN KORUSUN,KIZINA,SEVENİNE,SEVDİKLERİNE,SEVECEK DAHA KİM VARSA ONA BAĞIŞLASIN.HERKESİN BURADAN YENİ YILINI KUTLUYORUM,SEVGİLER.
Evrim
Ara 26, 2011 @ 18:57:02
Nevincim,
Ben teşekkür ederim aydınlık saatler için..
Dilekler harika, tesirli olsun istedim..
2011′i unutturacak bir 2012 istemiştin sen, seninki öyle olsun..
handan
Ara 26, 2011 @ 22:12:16
keşke burada yazılanlar kadar kolay olsa,hoş olsa.o almış başını giderken sen seyirci kalamıyorsun,seni sömürürken buyur birazda buradan al denmiyor.kazık yiye yiye pişiyorsun,pişincede öyle bir kıvama geliyorsunki bu yazanlar kadar karşıyı düşünen olamıyorsun,iyi niyetli,ince düşünen olamıyorsun.sadece kendi çıkarların önemli oluyor.özellikle kimseye kötülük etmekde yok kendini birisi için heba etmekde.
Evrim
Ara 26, 2011 @ 22:32:17
Handan,
Bu yaşa gelene kadar o ya da bu şekilde hepimiz bir şeyler yaşadık.. Kendimizce kazıklar yedik, başkalarına göre kazıklar attık belki.. Bize göre biz şahaneydik ona göre burun kıvırıp, sırt çevirendik. Ama dediğin gibi ‘piştik’.
Ben sözünü ettiklerinin büyük çoğunluğunun kişilik özellikleriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. İyi niyetli olamamak, kendi çıkarlarına odaklanmak bunlar pek öyle yenilen kazıklarla filan olacak şeyler değil.. Ya kötü niyetlisindir iyi niyetli olamazsın ya da çok bencil, hepbenci.. Niyet çok önemlidir, bir insanın niyeti aslında özünü koyar ortaya hem de her konuda..
Nasılsa kimseye kötülük ettiğim yok deyip, hiçbir şeye dokunmamak ise.. ???
tube
Ara 27, 2011 @ 10:15:06
bak şimdi canevimden vurdun beni evo.yalvarmıştım sana parti verelim diyede hayır demiştin.iğrenç bir yeni yıl olmuştu senin yüzünden.millet coştu biz pencereden sakin sakin kar izledik.sende ambargoda yok o tarih ne diye tıktınsa bizi,yarabbim.sana hak müstahak zaten.open house muş,hadi ordan taş kafa oğlak.
Evrim
Ara 27, 2011 @ 10:20:22
Ben de seni seviyorum Tube.. !!
ÜLKÜ
Ara 27, 2011 @ 13:11:22
ANLADIK İYİ Kİ YILLAAAAARDIR YAŞATTIĞIN ORKİDELERİN VAR.NE O TWEETLER ÖYLE,TOMURCUKLU.:)))) HER SENE BU MUHABBET.NE KIYMETLİ ORKİDEN VARMIŞ BE!
Evrim
Ara 27, 2011 @ 13:22:47
Ülkücancan,
Yeşil parmaklıyım kızım ben, kaç yerinden fırlamış bundan daha şahane yılbaşı armağanı olamaz bana zaten dgünü armağanıydı vaktiyle. Heyecan yaptım her sefer olduğu üzere paylaştım sen bilemezsin o duyguyu yani bilirsinde bilemezsin. Hele bir de kaktüsümsü bir çiçeğim vardı, avuç yarısı kadardı geldiğinde, şimdi saksılık oldu ama pek sıkıntılardaydı son 1.5 ay. Ne ettimse olmuyor.. O kalın, sulu, yeşil yapraklarının bazıları kurumaya başladı.. Hemen tedaviye geçtim, temizledim, yerini değiştirdim. Olmadı.. En sonunda benim sokak kapımın girişindeki kalorifer peteğinin üzerine koydum, hem bize kapı şıklığı hem de hemen karşısı pencere diye, direk güneş yok ama her daim ışık.. Meğer geleni gideni karşılamak ve ışık istermiş..
O yapraklardan minik minik beyaz çiçekler çıkmasın mı?!
Yeşil parmaklı olmak böyle bir şey işte.. Seviyorum onları..
En çok da orkidelerimi.. 2006, 2007, 2008…
tube
Ara 27, 2011 @ 14:50:29
yeşil parmak nedir ya?nece konuşuyosunuz yavrular?uzaylı e.t gibi bişey mi?
Evrim
Ara 27, 2011 @ 14:55:25
…
Siz hiç içinde tek bir canlı bitkisi olmayan bir eve gittiniz mi? Ya da ofise? Ne kadar cansız yerler oluyor değil mi? O evde yaşayan, o kurumda çalışan kişiler de öyle oluyor. Sırf sol beyinle düşünen robotik kişiler ve enerjisiz kurumlar. Kişi hasbelkader böyle bir ofiste çalışıyorsa da hayatından ve mesleğinden doyum aldığını söyleyemeyiz.
Kimi insan evine bitki alsa bile o bitki ölüyor. Kimi insanın da “yeşil parmağı” var. “Yeşil parmaklı” insanlar “bitkisel hayatta” olan bir bitkiyi bile yaşama döndürebiliyor. Her şey YAŞAM ENERJİSİ. Her şey SEVGİ.
Bir insanın enerji boyutunu, hayvanlarla ya da insanlarla değil, bitkilerle kurduğu ilişkilerden anlayabilirsiniz. Bitkiler doğanın elemental ruhlarını taşıyor.
Örneğin; bitkilerle ilişkisi iyi olan bir insanın, insanlarla ilişkileri sağlıksız bile olsa bu insandan kimseye zarar gelmez. Yaşadığı yaşam tecrübelerini hazmedememenin sonucu ya da özsaygısı düşük olduğu için insanlarla ilişkisi zor veya zorlayıcı olabilir. Egosu yüksek bir insan da olabilir. Kendisini yalnızlığa mahkûm etmiş bir insan da olabilir. Ama o aslında güvenilir bir insandır. “Yeşil parmaklı” kişilerin tüm canlılara karşı merhametli olduklarını söyleyebilirim. Bitkiler kişinin özünün yaydığı titreşime yanıt verir.
…
Nil Gün
tümaaaaaaaaaay
Ara 28, 2011 @ 09:41:16
Ülkücan; o kadar kıymetlidir ki o orkideler hiç bir zamanda ölmez ölemez
)
Yeşil parmak, bence Evoo Tube
Hepinize sağlıklı, mutlu,huzurlu,yeşil parmaklı,bol enerjli,aşk dolu,para dolu 2012 diliyorum.Herşey gönlünüzce ,her istediğiniz gönlünüzce,her aşkınız karşılıklı,dostluklarınız her daim olsun Nazannesi okuyucuları…Hepinizi tanımasam da ,her yorumunuzdan birşeyler öğrenip,gülüyor,eğleniyor bazen de hüzünleniyorum.Evommm iyki açtın bloğunu öpüyorum kocaman hepinizi.
Evrim
Ara 28, 2011 @ 09:52:35
Tümaaaaaaaaaay,
Ben de sana sevdiklerinle, sağlıklı, aşk dolu, paralı, ‘yeşil parmaklı’ birinin bol bol senin için odaklandığı, inşallah görüşebildiğimiz bir 2012 diliyorum..
Kucaklıyorum..
tube
Ara 28, 2011 @ 10:11:07
tümaycım ya bu kadın yeşil mi kırmızı mı bilmiyorum ama bizden değil onu biliyorum.
sana da mutlu yıllar şekerim,kızlarınla,eşinle muhteşem bir sene olsun bol bol gezin,eğlenin dilerim.ben herkese önce sağlık sonra seyahat,oooohhhh sefanız olsun.
ps.ay siz hala görüşemedinizmi yahu,sen karşı yakadaydın ama dimi?istda oturmakda böle işte kavuşamıyor insan.gene de evo seni kınıyorum ben olsam,hafta sonu yüzmeden sonra kızımı alır karşısı filan demez giderdim arkadaşıma.bilemem tümay surpriz severmi,ben bayılırımda!bana gelebilirsiniz yani.
tümaaaaaaaaaay
Ara 28, 2011 @ 10:34:10
Aynı yakada oturuyoruz Tube ama sadece Evo’dan kaynaklanmıyor görüşememiz bende de 2 kız olduğundan mutlaka birşey çıkıyor. Sürprizlere de bayılırım.Blogda Naz’ın ayaklarının resmini görüp öğle tatilinde atlayıp Naz’ın ayaklarını öpüp işe dönmüşlüğüm bile vardır.Aslında geçen ay Ankara’ya geldiğimde sana bir sürpriz yapmak istedim ama zamanım yetmedi vallahi düşündüm bunu.Sanada 2012 yılının önce sağlık,aşk,para,huzur getirmesini diliyorum ve kocaman öpüyorum…
ÜLKÜ
Ara 28, 2011 @ 10:44:17
SELAM HERKESE,
YA DA YARI ÖKSÜZ DİYELİM!:)
TÜMAYCIM ÇOK TEŞEKKÜRLER GÜZEL DİLEKLERİN İÇİN,BEN DE SANA VE AİLENE İYİ YILLAR DİLİYORUM.ORKİDELERİN ÖYKÜSÜ ŞAHANE AMA GEL GÖR Kİ ÖKSÜZ KALMIŞ BİR HALLERİ VAR.
seden
Ara 28, 2011 @ 14:32:38
şimdi anladım bennnnn
))))))))
bitki yetiştiremediğim için otum bennnnnnn
Evrim
Ara 28, 2011 @ 19:11:28
Seden,
Ot diil, delisin sennnnnn…
seden
Ara 30, 2011 @ 13:12:58
elhamdülillah
))