NAZANNESİ

27 Nov 2009

DANETTE’NİN AZİZLİĞİ!

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 21:14

Yanlış olduğunu adım gibi bilmeme rağmen, Naz’a döküp, saçmaları konusunda karışmadan duramıyorum..

"Yapma kızım, önüne bak kızım, dikkat et kızım!"

Bu kadar uyarıya çocuğun dökmeyeceği varsa da döküyor! :)

Abarttığımı biliyordum ama emin oldum.. Nasıl mı?

İşte;

Bugün Nilüf & İfoş’u ziyaret ettikten sonra biraz kitapçılarda gezinip eve döndük. Çocuk evde zaman geçirmekten midir ne, yorgun düştü ama uyunacak saat değil, enerji gerek!!! Bende,

" Naaaz, danette ister misin? "

" Heeeeeyyyyy danettttttteeeeeee, bayılırımmmmm!"

Asırlardır yemiyormuş sevinciyle mutfağa koştu. Odasında yemek istediğini söyledi, boyama yapacakmış. Nasılsa masada diye itiraz etmedim..

Çikolata tadının dayanılmazlığı ile kimse karışmadan yemenin hazzı birleşmiş olmalı ki, 10 dakika kadar sessizlik hakim olunca, seslendim. Telaş içinde,

" Geliyorum annneeeeee." dedi.

Ve scooter üzerinde salona geldi. – mesafe çok ya, yoruluyor çocukcağız ne yapsın – Önce anlamadım ve fark ettim ki, kılık değişmiş hem de çoraptan iç çamaşıra!!

" Nazcığım, suyunu mu döktün? "

" Bak anne, – bu sözcüğe deli oluyorum – neden hep benim başıma geliyor anlamıyorum, neden ben hep döküyorum anlamıyorum! Biliyorum içeriye geldiğinde çok kızacaksın bana. En iyisi gelmede kızma."

Yüzümde gülümseme, odaya gittim. Danette elinden kaymış ve yarısından fazlası, halıya, çoraplarına, taytına gelmiş. Islak mendillerle temizlemeye çalışırken beter etmiş, kapı kollarından saçlarına kadar ellerinin gittiği her yerde danette den izler…

Hiç ses etmedim," Olur bazen böyle." dedim. Çünkü mahcubiyet vardı yüzünde, beni mutsuz etme endişesi ya da mutlu edememe işte..

Ben

 

OYUN OYNUYORUZ.

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 19:39

1 saati geçirdiğimizde sıkılmakla birlikte, Naz’la oyun oynamaya bayılıyorum. Karşılıklı birbirimizi daha iyi anlıyor ve tanıyoruz aslında.

Ve ister inanın ister inanmayın daha az oyun oynadığımızda ondaki agrasyonu hissedebiliyorum.

Oyuncu Ben

Çocuğumla nasıl oyun oynamalıyım?

Oyun oynamanın çocuk gelişimindeki rolü ebeveynler tarafından maalesef ki atlanabiliyor. İstanbul Parenting Class’dan Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay, "Oyun çocuklara kim olduğunu, neler yapabildiğini ve etrafındaki dünya ile nasıl etkileşime geçeceğini öğretme fırsatı sunduğundan çocuklar için çok faydalıdır."diyor ve oyun üzerine merak edilenleri anlatıyor.

Ebeveynler genelde oyunun çocuklar için içgüdüsel bir şey olduğuna inanırlar yani bir yetişkinin yardımı olmadan da çocuğun kendi kendine oyun oluşturabileceğini düşünürler. Çok küçük çocukların kendi kendilerine spontan oyunlar başlattıkları doğrudur ama şunu bilmeliyiz ki: bir çocuğun oyun yaratma konusundaki içgüdüsü eğer ebeveyn çocuğun oyun yaratma sürecini stimüle etmeye yönelik katkılarda bulunmuyorsa yavaş yavaş yok olmaktadır. O nedenle ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynamaları çok önemlidir.

Oyunla çocuğunuzun günlük problemleri çözmesine, düşünceleri test etmesine ve hayal gücünü keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz.

Yetişkinlerle oyun çocuğun düşüncelerini, duygularını ve ihtiyaçlarını anlatabilmesine yarayacak şekilde bir kelime hazinesi geliştirmesini teşvik eder.

Oyun sıra beklemeyi, paylaşmayı ve başkalarının hislerine özen göstermeyi öğreterek çocukların sosyal becerilerini arttırır.
Oyun oynarken çocuğunuzda özgüven ve yeterlilik hissini teşvik etmiş olursunuz.

Oyun, çocuğunuzla aranızda sıcak ilişkiler ve güçlü bağlar kurmak için çok faydalıdır.

Araştırmalar, küçükken ebeveyni ile rol yapma ve hayal gücüne dayalı oyunlar oynayan çocukların ileride daha yaratıcı olduklarını ve daha az davranış problemi sergilediklerini göstermektedir.

Peki ebeveynler çocuklarıyla oyun oynarken nelere dikkat etmeli?

1. Çocuğunuzun liderliğini izleyin

Çocuğunuzla oyun oynamanın ilk adımı kendi fikrinizi empoze etmek yerine çocuğunuzun liderliğini, fikirlerini ve hayal gücünü takip etmektir. Komutlar ve yönergeler vererek aktiviteleri organize etmeye çalışmayın. Çocuğunuza herhangi bir şey öğretmeye çalışmayın. Onun yerine, çocuğunuzun hareketlerini taklit edin ve onun size söylediklerini yapın. Kısa zaman sonra göreceksiniz ki siz arkanıza yaslanıp ona kendi hayal gücünü deneyimleme fırsatı verdiğinizde çocuğunuz oyunla daha çok ilgilenmeye ve daha yaratıcı olmaya başlayacak. Bu yaklaşım çocuğunuzun kendi başına oyun oynama ve düşünme becerisinin gelişimini de destekleyecektir.

2. Oyunun hızını çocuğunuza uydurun

Küçük çocuklar oyun oynarken, aynı aktiviteyi tekrar tekrar yapma eğilimindedirler. Çünkü çocuklar kendi becerilerine güvenmeyi başarabilmek için aynı şeyi pek çok kez tekrarlamaya ihtiyaç duyarlar. Eğer henüz hazır değilken yeni bir şeyi denemeye itilirlerse kendilerini yetersiz hissedebilirler ya da hayal kırıklığına uğrayıp ebeveynle oynamaktan vazgeçebilirler. O nedenle, oyunun hızını çocuğunuzun temposuna uygun hale getirdiğinizden emin olun. Hayal gücünü kullanabilmesi için ona bolca vakit verin. Sadece sıkıldığınız için onu zorlamayın. Oyunun temposunu çocuğunuza uydurmak çocuğunuzun dikkat süresini genişletecektir ve tek bir aktiviteye belli bir süreliğine odaklanmasını teşvik edecektir.

3. Çocuğunuzun ipuçlarına duyarlı olun

Çocuğunuzla oynarken size verdiği ipuçlarını takip edin. Eğer yapboz yapmakla ya da her hangi başka bir oyunla ilgilenmiyorsa çocuğunuzun yapmayı istediği bir aktiviteye geçin. Ona periyodik olarak yeni aktiviteler sunabilirsiniz ve ilgi gösterdiğinde destekleyici şekilde ona karşılık verebilirsiniz. Eğer oynadınız kart oyunu sinema bileti satmak, fırlatma oyunu gibi tamamen başka bir şeye dönüşürse sakın endişelenmeyin.

4. Güç mücadelesine girmeyin

Pek çok ebeveyn farkında bile olmadan çocuklarıyla bir rekabet ilişkisi kurar. Oyun oynarken çocuklarına oyunu kuralına göre oynamayı ya da kaybetmeyi öğretme gereği duyarlar ya da oyunda kendilerine düşen kısmı o kadar iyi yaparlar ki çocuğun kendini yeterli hissedebilmesine fırsat vermezler. Oyunun temel amacı çocuğun kendini yeterli ve bağımsız hissetme duygusuna katkı sağlamak ve çocuğa kontrol ve gücü ele almak için uygun fırsatı vermektir. Çocuklar yetişkinlerle etkileşimlerinde bu şanslara çok az sahip olurlar. Oyun, kontrolü çocuğa vermenin ve kendi kurallarını uygulamasının güvenli olduğu tek zamandır.

5. Çocuğunuzun fikirlerini ve yaratıcılığını övün ve cesaretlendirin

Çocuğunuzla oyun oynarken onu yargılamayın, düzeltmeyin ya da onunla zıt gitmeyin. Önemli olan şey çıkan ürünün ne olduğu değil çocuğunuzun yaratıcılığı ve deniyor olmasıdır. Çocuğunuzun fikirlerini, düşüncelerini ve davranışlarını övmenin yollarını bulmaya çalışın. Odaklanma, kararlılık, problemi çözmek için çabalama, yaratıcılık, duygularını ifade etme, işbirliği yapma, motivasyon ve özgüven gibi bir çok beceriyi övebilirsiniz. Çocuğunuzu övme yöntemlerini öğrenirken bir egzersiz olarak her 2 ya da 3 dakikada bir çocuğunuzun yaptığı bir şeyi övmeyi deneyebilirsiniz.

Alıntı

RESİMLERİ DEĞERLENDİRMELİ

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 19:29

012[1] Oniki yaşa kadar çocuğun resimsel ifadesi kendine özgüdür. İkinci kişi ya da kişilerin müdahalesi söz konusu olmazsa bu yaş grubu çocuklarda ortak ifade özelliği görülür ve resimler "Özgündür".

Ortak ifade basamaklarını şöyle sıralamak mümkün:

1- Düzleme

2- Tamamlama

3- Boy hiyerarşisi

4- Saydamlık

Düzleme: Resim yapılan yüzeye göre eşyanın uydurulmasıdır. Yüzey düz olduğundan objeler plan gibi düz duruma getirilir.

Örneğin: Bir masa ya da sandalye ayaklarıyla birlikte düşünüldüğünde örnek resimde görüldüğü gibi resmedilir. Bu durum çocuğun masayı ya da sandalyeyi dört bacaklı olarak görmesinden ve başka türlü ifade olanağı bulamadığındandır.

Bu yaş grubu çocuk objeleri görüldüğü şekilde değil; bilebildiği şekilde ifade eder.

Tamamlama: Bu yaş grubu çocuk dünyaya dıştan değil merkezden bakar. Ona göre bütün olaylar kendisi içindir. Bu nedenle çocuk resimlerinde doğa dört yanıyla gösterilir. Müdahalesiz olmak kaydıyla iç güdüsel olarak akla gelmedik kompozisyonlar yaratmalarına neden olur. Bu durum ise büyüklerin hayranlığını çeken çocuk resminin özelliklerinden biridir.

Boy hiyerarşisi: Çocuk için önemli şahıslar kendi dünyasının kahramanlarıdır. Bu şahıslar figürsel olarak, kompozisyonda kendisi için önemine göre büyük ve itibarlı yerde yerini alır. Aynı durum orta çağ resimlerinde, minyatürlerde de görülür.

Örneğin: Bir aile resmi kompozisyonunda anne babadan hangisi daha çok seviliyorsa ya da çocuk için önemli ise o, figürsel olarak kompozisyonun en itibarlı yerinde ve en büyük olarak yerini alır.

Saydamlık: Çocukta bütünlük endişesi var. İnsan bütünüyle bir insandır onun için. Bu nedenledir ki çocuk resimlerinde portre görülmez. Bu endişeyle yine bir aile kompozisyonunda aileyi ilgilendiren bütün unsurlar ele alınır. Bir oda içi kompozisyonu eve dışardan bakılıyormuş gibi evi kendisi ve çevresiyle birlikte resmeder. Evin dışının ve içinin beraberce gösterilmesi çocuk resminin "Saydam" görünüşte olmasına yol açar. Planları görmek ve anlayabilmek ancak oniki yaşına doğru kendini gösterir.

Alıntı

EGZERSİZ & ÇOCUK

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 19:25

children-exercise[1] 6 Yaş ve Daha Küçükler İçin Spor ve Egzersizler

Eğer çocuklarınız bir aktiviteye dahil olmak istemiyor veya hazır görünmüyorsa, en iyi yöntem kesinlikle zorlamamaktır. Komşunuzun beş yaşındaki çocuğu iki tekerlekli bisikleti kullanabiliyorsa, bizim çocuk da yapabilir diye düşünmemek gereklidir. Çocukların gelişim ve algılama yaşı birbirlerine göre farklılık göstermektedir. Sizin çocuğunuz da eninde sonunda hedeflenen kabiliyetleri kazanacaktır. Bu kabiliyetleri kendi dünyası içinde kazanmasına izin verin.

Bazı çocuklar, spor aktivitelerine katılmaktan çekinirler, çünkü hata yapıp başarısızlığa uğramaktan ve akranlarına karşı mahcup olmaktan korkarlar. Bu nedenle, çocuklarınızı katılım için teşvik edin, destekleyin ama asla isteksiz olan çocuğunuzu aktiviteye katılmak için zorlamayın. Çocuğunuzun daha rahat hissettiği belli bir zaman sonra, mesela 6 ay gibi bir zaman sonra, tekrar katılımı için teşvik etmeyi deneyin. 6 Yaş ve daha Küçükler İçin Önerilebilecek Spor Aktiviteleri

* Jimnastik Kursları

* Yüzme

* Tenis (Küçük raket ve büyük yumuşak toplarla)

* Karate

* Sek sek Oyunları

* İp atlama

* Danslı Oyunlar

* Yap boz Oyunları

* Körebe oyunu

* Elim sende oyunu

* Yumuşak toplu oyunlar

Alıntı

KARŞI GELME BOZUKLUĞU

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 19:18

Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu-KG, “KGB çocuk ve ergenlerde görülen bir davranış bozukluğu rahatsızlığıdır. Çocuğun veya ergenin yaşına göre normal sayılamayacak derecede itaatsiz olma durumu, tartışmacı tavrı ve aileye karşı koyması gibi davranışlarla kendini gösterir.” diyen ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık Gelişim ve Eğitim Merkezi Uzman Klinik Psikolog Sedef Aksoy, konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor.

KGB çocuk ve ergenlerde görülen bir davranış bozukluğu rahatsızlığıdır. Çocuğun veya ergenin yaşına göre normal sayılamayacak derecede itaatsiz olma durumu, tartışmacı tavrı ve aileye karşı koyması gibi davranışlarla kendini gösterir.

Birçok çocuk ve ergen gelişim sürecinde bu tip karşı koyma davranışları sergiler ki bu, belirli bir ölçüye kadar normal sayılabilir. Fakat KGB tanısı konulan çocuk ve ergenlerde bu tip davranışlar daha uzun sürer ve normalden daha ciddi boyutlara ulaşıp çocuk ya da ergenin yaşantısını ve çevresiyle ilişkisini etkileyici boyutlara ulaşır.

Peki ya sizin çocuğunuzun davranış bozuklukları KGB tanısı alacak derecede ileri mi?

Bunu anlamak için rahatsızlığı biraz daha tanıyalım. Bu tanıya sahip çocuk ve ergenler erişkinlerin koyduğu kurallara uymayı reddederler ve inatçılık sergilerler. İtaatsiz olmanın yanı sıra, çabuk sinirlenirler, kolay ağlarlar, ve çoğu zaman öfkeli ve çekememez bir tavır içerisindedirler. Sık sık tartışma çıkarma olasılıkları yüksektir ve tartışma sırasında öfkelerini kontrol altında tutmakta zorlanırlar. Genel olarak kendilerinde bir problemin farkına varmaz, kendi hataları için başkalarını, özellikle de anne, baba ya da öğretmenleri gibi otorite figürlerini suçlarlar. Bu çocuk ve ergenler, ailelerine karşı da sabırsız ve hoşgörüsüz olabilirler.

KGB tanısı konulan ergenler, çocuklardan farklı olarak, karşılarındakileri bilinçli olarak öfkelendirip kışkırtmaya meyilli olabilirler. Kusur bulucu, sinir bozucu, eleştirel tavırlar içerisinde karşı tarafı hedef alan bir tutum sergileyebilirler. Yine bu tutum, genel olarak anne babayı ya da öğretmenleri hedef alır ve sabırları zorlayabilir.

DSM-IV’e göre KGB’nin tanı kriterleri şöyledir:

● Sık sık hiddetlenme

● Erişkinlerle sık sık tartışmaya girme

● Erişkinlerin isteklerine uymayarak karşı gelme ve bunları reddetme

● Başkalarını kızdırma ve kışkırtma isteği

● Kendi yaptığı olumsuz davranışlar için başkalarını suçlama

● Kolay sinirlenme

● Kolay gücenme ve içerleme

● Kin ve intikam isteği

Yukarıdaki davranışların en az dördünü altı aydır göstermekte olan çocuk ve ergenlerin bu bozukluğa sahip olduğu kabul edilmektedir.

Nedenleri:

Nedenleri tam olarak anlaşılamasa da, KGB’nin insan ilişkilerinde yaşanan olumsuz etkileşimin içselleştirilmesiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ebeveynlerin ve diğer otorite figürlerinin kullandığı yöntemlerin çocuk ve ergenlerin davranışlarını etkilediği üzerine teoriler mevcuttur.

KGB’nin belli etmenlerin bulunduğu aile ortamlarında daha sık ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu etmenlerden biri, aile tarafından konulan kuralların çok sert, çok gevşek ya da dengesiz olmasıdır. Diğer bir etmen ise, bu kuralların ve disiplinin aile tarafından tutarsız uygulanmasıdır. Ayrıca, yapılan araştırmalar KGB tanısı koyulan çocukların ailelerinde en azından bir ebeveynin kendi ilişkilerinde muhalif tavırlar sergileyerek çocuk ya da ergene negatif örnek olduğunu gösterir. Yine aynı şekilde, bu ailelerde en azından bir ebeveyn, kendi problemleri nedeniyle, duygusal ya da fiziksel olarak çocukla yakın ilişkiler içinde değildir.

Bazı teoriler, KGB’de genetik bir etmen olabileceğini savunur. Fakat yapılan araştırmaların çoğu ailelerde görülen bu rahatsızlığın genlerden çok, nesilden nesile geçen ortak yetiştirme şekillerinden kaynaklanabileceğini gösterir.

Tedavi Süreci:

KGB’nin tedavi sürecinde hem söz konusu çocuk ya da ergen, hem de aile önemli rol oynar. KGB’nin çocuk ve ergenlerde görülen bir davranış bozukluğu olduğu düşünülürse, tedavinin hedefi çocuğun olumsuz ve zarar verici davranışlarını ortadan kaldırarak, doğru davranışları öğrenip sosyal ilişkilerinde kullanmaya başlamasını sağlamaktır. Böylece de, çocuğun çevresi ve özellikle de ailesiyle ilişkilerini düzeltip devamını sağlamaktır.

Tedavi sürecinde aileye de önemli görevler düşer. Ailenin koyduğu kurallar ve bu kurallardaki tutarlılığı, ve çocukların davranışlarına verdikleri tepkiler konusunda bilinçlendirilmesi bu rahatsızlığın tedavisinde önemli yer tutar. Bu bağlamda ideal tedavi hem bilişsel davranışçı yöntemler, hem de aile terapisini içeren bir süreç olmalıdır. Akılda bulundurulması gereken bir başka nokta ise, bu tip davranış bozuklukları gösteren çocuk ve ergenleri erken teşhis edebilmek, ve ilk başta gözle görülür sonuçlar alınamasa bile, uzun vadeli ve verimli sonuçlar görebilmek için tedaviye devam etmektir.

Alıntı

SU LÜTFEN!

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 19:12

LilGirlDrinkingWater[1] ‘Bir bardak daha istiyorum lütfen…’

Bu cümleyi bir çocuktan duymak harika, fakat maalesef nadir olan bir şey. İşte size çocuklarınızı daha fazla sıvı almaya teşvik edebilmeniz için birkaç ipucu.

Çocuklar oyuna daldıklarında her şey onlar için önemini yitirir. Su veya herhangi başka bir şey içmek akıllarının ucundan bile geçmez. Oysa her insan için olduğu gibi, çocukların da gün içinde yeterli miktarda sıvı almaları çok önemli. Çünkü sıvı eksikliği, çocukların kısa sürede yorgunluk hissetmelerine neden olur. Çocuklar ne kadar küçük olurlarsa, o denli sıvıya ihtiyaç duyarlar. Neden mi? İşte sebepleri:

Çocuk organizmasının yüzde 80′i sudan oluşur. Yetişkinlerde ise bu

miktar yüzde 70′e düşer.

Çocukların toplam cilt yüzeyi, vücut oranlarına göre yetişkinlerinkiden daha büyüktür. Aynı durum çocukların akçiğerleri için de geçerlidir ve bu organlar üzerinden çok fazla sıvı kaybedilir.

Böbreklerin de metabolizmanın iyi çalışmasını sağlamak için bol miktarda sıvıya ihtiyaçları vardır.

Uzmanlar, çocukları sıvı almaya, su içmeye alıştırmak için birkaç öneride bulunuyor ve çocuk yaşlarda bol sıvı almaya alışanların ilerki yaşlarda da bu alışkanlıklarını devam ettirdiklerini vurguluyorlar.

Çocuklar her öğünde birşeyler içmeli. Bardak boşaldıkça siz doldurun. Su iştahı kapatır gibi laflara inanmayın. Sıvı ve özellikle su içmek çok sağlıklı ve gerekli.

Sadece öğünlerde değil, diğer zamanlarda da çocuklara sürekli içecek verin. Oyunları sırasında onlara birşeyler içmeleri gerektğini hatırlatıp serinletici veya sıcak içecekler ikram edin.

Çocuklar için en sağlıklı içecekler tabii ki öncelikle su, daha sonra doğal, katıksız ve şekersiz meyve suları, bitkisel çaylar. Suda bol mineral var, şeker ve kalori yok. Limonata ve kolada ise bunun tam tersi şeker, kalori ve kafein var. Kısacası çocuklarınıza bir iyilik yapın ve onları suya alıştırın.

Çocukların okulda geçirdikleri zaman için beslenme çantalarına sandviçlerinin yanı sıra mutlaka içecek de ilave etmeyi unutmayın. Birçok yerde çok pratik su şişeleri satılıyor, siz de mutlaka bir tane alın.

Çocuğunuza örnek olun. Çocuklar hep ebeveynlerini ve sevdikleri insanları taklit eder. Çocuğunuzla birlikte siz de bol bol su için. Sabahları kahvaltıda ve her öğünde masada su bulundurun.

Alıntı

3-4 YAŞINDA ÇOCUK.

Bu yazılanları okuyunca, ne hissetsem bilemedim. Elbette gurur duydum kızımla ama civarımda aksine rastlamadığım içinde, tanıdığım tüm çocuklarla gurur duydum!!!

Ne şanslı anneleriz biz, şükredelim..

Ben

Neden? Neden? Neden?

3 yaş itibarıyla çocuklar temel yaşamsal becerilerin çoğunu kazanmışlardır. Bundan sonra yapacakları şey bunların üstüne ilavelerde bulunmak, bunları zenginleştirmek ve geliştirmek olacaktır.

3 yaşında çocuğunuz hikayeler anlatmaya meraklı bir gevezeye dönüşecek! Her çocuk için geçerli olmasa da, büyük çoğunluk 3-4 yaş arasında tuvalet eğitimini tamamlamış ve ayrılık kaygısının üstesinden gelmiş olur. Çocuğun bağımsızlığını artıran bu gelişmeler de yaşıtlarıyla daha güzel arkadaşlık kurabilmesini ve kendi kendine giyinme, diş fırçalama, ellerini yıkama gibi öz bakım becerilerini kazanmasını sağlar.

BÜYÜME ve GELİŞİM

Motor becerileri ve koordinasyon

Çocuk büyüdükçe daha fazla işi kendi kendine yapabilecek ve yapmak isteyecektir. Okul öncesi çağdaki çocuğunuzun giderek bağımsızlaşmasını izlemek size hafif buruk bir mutluluk verse de, öz bakım becerilerini kazanması hem sosyal hem de kişilik gelişimi açısından son derece önemlidir.

Çocuğunuz 4 yaşına geldiğinde çatal ve kaşığı yetişkinler gibi kullanabiliyor olmalı. Hatta biraz destek ve yönlendirme ile bıçak kullanmayı dahi öğrenebilir. Ayrıca artık yemekle ilgili görgü kurallarını öğretmeye de başlayabilirsiniz!

Okul öncesi çocukları kendi kendilerine giyinebilecek ve soyunabilecek düzeye ulaşmıştır. Düğmeleri kolaylıkla açsalar da, iliklemeyi öğrenmeleri için biraz daha zaman gerekecektir. Muhtemelen bu yılın sonlarında düğme iliklemeyi de başarmış olacaklardır. Bu yaştaki çocuklar ayakkabılarını da kendileri giyebilirler ancak bağcık bağlayamazlar. Yapışkan bantlı ayakkabıları ise rahatlıkla giyip, bantlarını kapatabilirler.

3-4 yaş arasında diş fırçası kullanmakta oldukça ustalaşırlar ancak yine de gözetiminizin devam etmesi gereklidir. Diş fırçasını tutmak ve dişlerin üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırmak güçlü bir koordinasyon gerektirir. Ancak yine de kendini bağımsız ve yetişkin biri gibi hissetmesi ve hayat boyu sürecek sağlıklı bir alışkanlığı kazanması için kendi dişlerini fırçalamasına izin verin. Bir kısmını yutacağından, diş macununu çok küçük miktarda kullanmasına özen gösterin. Diş macununun sürekli olarak yutulması vücutta flor birikimine neden olur ve fazla flor sağlık açısından zararlıdır.

Çocukların çoğu 3 yaşın içinde tuvalet eğitimini tamamlamış olur, ancak bazı çocukların hazır olması 4 yaşını bulabilmektedir. Henüz çocuğunuz bu aşamaya gelmediyse, tuvalet eğitiminde fiziksel olarak hazır olmak yanında, çocuğunuzun bilinçli olarak buna karar vermesinin de önemli olduğunu unutmayın!

Hareket kabiliyeti önemli ölçüde artacaktır. Üç pedallı bisiklet kullanmak, atlamak ve zıplamanın yanında tek ayak üstünde birkaç saniye boyunca dengesini kaybetmeden durabilecektir. Ayrıca merdivenleri yetişkinler gibi, yani her basamakta ayak değiştirerek çıkacaktır.

Zihinsel gelişim/Dil gelişimi

3 yaşında bir çocuğun kelime hazinesi yaklaşık 300-500 kelimeden oluşur. Üç ile beş kelimeden oluşan cümleler kurabilir ve artık bazı kelimeleri doğru telaffuz edemese de, söylediği şeylerin çoğunun yabancı biri tarafından dahi anlaşılır hale gelmiş olması beklenir.

Ben, sen, o, biz, siz gibi zamirleri de öğrendikten sonra, sizi sürekli bir soru yağmuruna tutacağı yeni bir döneme de girmiş olacaksınız!

Çocuğunuz sürekli, durmaksızın konuşuyor gibi mi geliyor size? Bu onun yeni kelimeler öğrenme, bunları kullanma ve bunlarla düşünmeye başlama sürecinin önemli bir unsurudur. Bu dönemde bazı harfleri doğru telaffuz edemeyebilir. Örneğin ?r? harfi yerine (örneğin ?para? yerine ?pava? gibi) ?v? harfini, ?k? harfi yerine ?t? harfinin (örneğin ?kedi? yerine ?tedi? gibi) kullanıldığı yaygın olarak görülmektedir. 5 yaşından sonra da devam etmediği müddetçe kaygı uyandıracak bir durum değildir. Öte yandan bu dönemde belli ölçüde kekeleme görülmesi de normaldir. Çocuğunuz dil gelişimi açısından büyük bir aşama kaydetmek üzere olduğundan, kelimeleri bir araya getirmesi bazen güç olabilmektedir. Hızla gelişen beyni doğru kelimeleri doğru yere yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu süreçte ilk kelimeyi veya ilk heceyi (sadece ilk harfi değil) peşpeşe defalarca tekrarlaması mümkündür.

Birçok aile bu durumu kekeleme olarak adlandırmaktadır, ancak genellikle hiçbir müdahaleye gerek kalmaksızın, 5 ya da 6 yaşında kendiliğinden kaybolmaktadır.

Çocuğunuzun dil gelişimini desteklemek açısından en faydalı yöntem bol bol kitap okumaktır. Kitap okumak hem yeni kelimeler öğrenmesini sağlayacak, hem de resimlerle kelimeleri ilişkilendirmeyi öğrenecektir. Aynı şekilde onunla konuşmak ve onu dinlemek de çok etkili olacaktır.

Yemek, uyku öncesi ve otomobilde geçirilen süreleri onunla birebir konuşmak ve onu gerçekten dinlemek için birer fırsat olarak değerlendirmelisiniz. Herhangi birşey için hangi kelimeyi kullanacağını bilmediği zaman büyük ihtimalle ?bu ne? diye soracaktır. Bu sorularını cevaplandırırken onun kelime hazinesine yeni katkılar yapabilirsiniz. Örneğin çiçeklere bakarak ?güzel çiçekler? dediğinde ?evet, bu pembe çiçekler çok güzel kokuyor? şeklinde bir cevap vererek onun söylediklerini genişletebilir ve ilaveler yapabilirsiniz. O anda gözüyle görmediği şeyleri ya da olayları tanımlamasını da isteyebilirsiniz. Örneğin rüyasında bir cadı gördüğünü söylediğinde, cadı büyük müydü, küçük müydü, ne giymişti, ne yapıyordu, konuştu mu, gibi sorular sorabilirsiniz. Bu konuşma iki amaca hizmet edecektir: hem korkularını ve duygularını ifade etmiş olacaktır, hem de kelime hazinesi zenginleşecektir.

3 yaşını henüz dolduran çocuklar bazı renkleri tanır ve zaman içinde bu konuda daha da ilerleme kaydederler. 4 yaş civarında ise bazı harfleri ve rakamları tanımaya başlarlar ve hatta bazı çocuklar bunları yazmaya da çalışır.

3 yaş çocuklarının çoğu daire çizmeyi başarır ve düz çizgiler çizmeyi de öğrenmeye başlarlar. Oldukça kabataslak, çok az ayrıntı içeren insan resimleri çizmeye de çalışırlar. İlerleyen dönemlerde bu resimler daha fazla ayrıntı kazanacak ve daha fazla vücut organı eklenecektir.

Sevdiği öykülerin tekrar tekrar ve hiçbir kelimesinin değiştirilmeden okunmasından hoşlanırlar. Kitaptaki resimlere bakarak öyküler anlatabilirler. 2-3 nesneyi sayabilirler. Nesneler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ilgilerini çeker.

İlişkiler ve Duygular

3 yaş civarında çocuğunuz size daha az bağımlı hale gelecektir. Bu kendisini daha güvenli hissettiğini ve kimlik duygusunun geliştiğini gösteren olumlu bir işarettir. Örneğin artık başka çocuklarla yan yana oynamak yerine (paralel oyun), onlarla birlikte oynamaktan büyük zevk alacaktır. Ve tabii ki bu yaştaki çocuklar sizden yardım almadan ya da çok az yardım alarak, kendi başlarına konuşabilir, yürüyebilir, yemek yiyebilir, çiş/kakasını yapabilirler ve dört yaş civarında da kendi kendine giyip soyunabilir, sizin gözetiminizde dişlerini fırçalayabilir ve kendisi için basit yiyecekler hazırlayabilir. Gene de panik yapmayın! Bağımsızlığındaki bu gelişmeye rağmen, henüz çantasını toparlayıp okul yoluna düşmesine daha çok zaman var. Bu yaşta bağımsız olma isteği ile anne-babanın kucağına sığınma isteği arasında sürekli bir gel-git yaşanacaktır. Bu dönemde ayrılıkları mümkün olduğunca kolaylaştırmaya gayret etmeniz, saha sonraki zamanlarda yaşayacağınız ayrılıkları da kolaylaştıracaktır.

Çocuğunuzun bağımsızlığını desteklemek ve gelişimine yardımcı olmak üzere yapmanız gereken şey çok açık: bağımsızlığını teşvik etmek! Dolayısıyla çocuğunuzun halledebileceği şeyleri kendisinin halletmesine ve yeni şeyleri denemesine izin verin. Örneğin arkadaşıyla çatıştığında ya da bisiklet kullanmayı öğrenirken veya merdiven çıkarken müdahale etme isteğinize hakim olun. Sizin ?halledivermeniz? size olan bağımlılığını besleyecek ve çocuğunuzun kendine olan güvenini azaltacaktır.

Öte yandan gelişimine uygun zorluklarını aşmasını beklemeli, gelişim düzeyinin elvermediği şeyleri yapmaya çalışarak başarısızlığa uğramasına ve kendine güveninin azalmasını da neden olmamalısınız. Örneğin düğmeleri açmasını sabırla bekleyebilirsiniz, ancak düğmeleri iliklemesini umarak başarısızlığa uğramasını beklememelisiniz. Evet anne-babalığın zor yanı da bu zaten: onu beslemek, desteklemek, korumak ve yönlendirmek ile denemesine, keşfetmesine, bağımsız ve kendine has bir birey olarak gelişmesine imkan sağlamak arasındaki hassas dengeyi bulmak!

Başkalarıyla birlikte olduğunuz ortamlarda da çocuğunuza bağımsız bir birey muamelesi yapmaya özen göstermelisiniz. Örneğin kreş arkadaşlarını eve davet edebilirsiniz. Evini, ailesini, oyuncaklarını gösterebilmek çocuğun özgüveni açısından son derece faydalıdır. Bunun için evinizin lüks eşyalarla, pahalı oyuncaklarla dolu olması gerekmez. Gereken tek şey sıcak bir karşılama ve ev sahipliğidir.

Çocuğunuzun istek ve tercihlerine saygı göstermek de onun bağımsızlık duygusunu güçlendirecektir. Örneğin istemiyorsa, akrabalar veya arkadaşlarınıza sarılması için ısrar etmemeli, duygularını ne şekilde ve ne zaman ifade edeceği konusundaki kararı ona bırakmalısınız.

Beslenme

Bazı okul öncesi çocukları soğandan, pastırmaya kadar her şeyi afiyetle yiyebilirken, bazıları da koku ve baharatlara karşı çok hassas olabilmekte ve bir yiyeceğin sadece kokusu veya dokusu bile kusmalarına neden olabilmektedir. Her iki halde de, bu yaştaki çocukların büyük çoğunluğu sürekli aynı şeyi yemek istemektedir.

Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı ve diş sağlığı açısından çocuğunuzun şeker tüketimini kısıtlamalısınız. Ancak bu, diyabet gibi özel bir hastalığı olmadığı sürece, şeker yerine tatlandırıcıları ve tatlandırıcı içeren gıdaları tercih etmeniz anlamına da gelmemektedir.

Kemik ve diş sağlığı açısından yeterli ölçüde kalsiyum (süt ve süt ürünleri), sağlıklı bir büyümeyi sağlayacak vitamin ve proteinlerin de (meyve, sebze, et, baklagiller) çocuğa sunulmasına özen gösterilmelidir. Okul öncesi çocuklar öğün aralarında atıştırma ihtiyacı duyarlar. Bu nedenle havuç, salatalık, elma, peynir, meyve kurusu gibi atıştırabileceği sağlıklı yiyecekleri hazırda bulundurmakta fayda vardır. 3 yaş çocukları hemen hemen her şeyi yiyecek olgunlukta olsalar da, tıkanma tehlikesinin halen mevcut olduğunu unutmamalısınız.

Çocuğunuz iyi besleniyorsa ilave vitamine ihtiyacı olmayacaktır. Ancak yeterli beslenmediğini düşünüyorsanız, vitamin desteği konusunda doktorunuza danışabilirsiniz.

Uyku

Yeteri kadar uyumak okul öncesi çocuklarının ve sizin ruh haliniz açısından çok önemlidir! Bazı 3 yaş çocukları gündüz uykusunu bıraksa da, çoğu gün içinde ve genellikle de öğlen saatlerinde bir kez, yaklaşık bir saat süreyle gündüz uykusuna devam ederler. 3 yaşında tipik olarak günlük toplam 12 saat olan uyku süresi yavaş yavaş azalarak, 4 yaş civarında 11 saate düşer (gündüz uykusu kalkar).

Oyun

3 yaşındaki çocuklar için oyun, başkalarıyla karşılıklı iletişim ve basit kurallara uyma gibi yeni sosyal becerilerin kazanılmasında çok önemli bir araçtır.

Tuvalet kağıdı ruloları, karton kutular gibi basit ev atıklarını şekillendirmek, sayma, neden-sonuç ilişkisi ve problem çözme yeteneği açısından büyük katkılar sağlayacaktır. Ayrıca sıradan nesneler için yeni kullanım alanları bulmak yaratıcı düşünmeye teşvik edecektir.

3-4 yaş arasında çocuklar oyun konusunda önemli bir basamak atlarlar. Artık paralel oyun yerine, diğer çocuklarla karşılıklı iletişim içinde oynamayı tercih ederler. Diğer çocuklarla taklit oyunları oynarken işbirliği kurma ve paylaşma gibi önemli kavramları öğrenirler. Rol canlandırma da oyunları da okul öncesi çocukların yetişkinlerin dünyasını daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

Oyun çocukların duygularını dışa vurmalarına da yardımcı olur. Okul öncesi çocuklar oyunlarında genellikle evde yaşanan sahneleri canlandırırlar. Bu canlandırmalarda, size, sizinle ilişkisine ve sizin eşinizle aranızdaki ilişkiye bakış açısını gösteren ipuçları da bulabilirsiniz! Onun oyunlarına katılmanız da son derece önemlidir.

Örneğin oyuncak bardağı bebeğin ağzına götürerek, bir çay partisi yapmayı teklif ederseniz, devamını o getirecektir!

Çocuğunuzun çabalarını takdir etmeniz ve eserlerini (buzdolabının üzerinde veya çerçeve ile duvara asarak, vb.) Sergilemeniz de çok önemlidir.

Sağlıklı çocuk kontrolleri & Aşılar

4-6 yaşından önce yapılması gereken bir aşı kalmamış olmakla birlikte, yılda bir kez sağlıklı çocuk kontrolünü yaptırmak gerekmektedir. 3 yaş kontrolünde doktorunuz yine boy ve kilo ölçümü yapacak ve fizik muayenede büyük tansiyon, görme ve işitmesini kontrol edecektir.

Bu yaşta ilk iki yılda olduğu kadar hızlı bir büyüme sergilemeyecektir. Fiziksel görünümünde ise daha belirgin bir değişiklik gözlenecektir: gövde ve kol-bacakları uzayacak, bebek yağları kaybolarak daha ince bir görünüme kavuşacak ve ?tombiş göbeği? düzleşecektir.

Bu yaştan itibaren altı ayda bir düzenli diş kontrollerine de başlamanız gereklidir.

Güvenlik

Bu yaşta güvenlik önlemleri daha ziyade artan hareketlilik ile bağlantılı olacaktır. Örneğin ağzında çubuklu şeker varken koşmamak ya da sokağa fırlamamak gibi. Bunun yanında uygun bir oto koltuğunda oturmasına ve emniyet kemerinin her zaman bağlı olmasına da özen göstermelisiniz. Yapabileceğiniz en önemli şey örnek olmak, söylediklerinizi kendiniz de uygulamaktır!

Bunlara dikkat edelim

Her çocuğun dil ve motor gelişimi açısından, her biri normal aralıkta yer alan, kendine has bir hızı vardır. Ancak çeşitli gecikmeler bazı sorunların belirtisi olabileceğinden bunlara dikkat etmelisiniz. Çocuğunuz şunlardan herhangi birini yapmıyorsa doktorunuza danışmakta tereddüt etmeyiniz:

Giderek artan sayıda kelimeden oluşan cümleler kurmuyor veya cümlelerle konuşmuyorsa;

Bu yılın sonunda söylediklerinin çoğunu sizin dışınızdaki insanlar anlamıyorsa;

Hayali oyun veya taklit oyunları oynamıyorsa;

Başkalarıyla birlikte oynamaya ve paylaşmaya başlamadıysa;

Dördüncü doğum gününde tuvalet eğitimini tamamlamadıysa;

Dikkat! Her çocuk birbirinden farklıdır ve her çocuğun kendine has bir gelişim hızı vardır. Burada yer alan bilgiler belli bir tarih veya yaşta mutlaka olması gereken gelişimleri göstermez. Burada çocuğun gelişim potansiyeli hakkında gerçekleşmiş veya yakında gerçekleşmesi muhtemel gelişim- genel bilgiler verilmektedir. Çocuğunuzun gelişimi ile ilgili herhangi bir şüphe duyuyorsanız, mutlaka doktorunuza danışınız.

Alıntı

26 Nov 2009

…… ???

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 21:58

Sevmiyorum şu "kuzu bayramlarını"..

Katliam gibi geliyor, hayvanları öldürüp bir de güzel yemek yutmak midemi bulandırıyor. Hatta bugün çok sevdiğim Sincim bir yorum bir benzetme yaptı ki.. Çok hak verdim ama blogumda yer almasını istemediğim satırlar olduğundan yazmayacağım!! ;)

Neyse efendim, elbette hepinize herşeye rağmen sağlıklı ve neşeli bir bayram dilemeden edemiyorum.. Hiç değilse bir mola olacak, aile, akraba, arkadaş görüşmesi, buluşması olacak işte..

Tadını çıkarın sise teslim olmuş İstanbul’un. Öğlen öğrencime giderken ciddi trafik vardı ama akşam dönüşte neredeyse bomboştu sokaklar!

Kuzu Gibi Ben

BALONCUKLAR İÇİNDEKİ ÇOCUKLARIMIZ..

www.yeniresim.com_-_Balon_Resimleri_-[1] Hali hazırda okuduğum iki kitap var. Bunlardan en akıcı ve akılda kalıcı olanda Charles J.SYKES ‘in, "OKULDA ÖĞRETİLMEYEN 50 KURAL" isimli kitabı.

Tek seferde altını çizerek tamamladığım, kendimce oluşturduğum özetleri yayımlamam mümkün değil. Bende aralıklarla alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istedim.

Zaman zaman, "Nasıl canım?" dediğim, " Pes." dediğim ama en nihayetinde çoğunluğuna hak verip, katıldığım ön görüler tespit ettim.

Benim gibi kendini bilinçli anne gören, takip eden, çocuğu için yine kendince en iyi yapmaya çalışanlarınızın hiç şüphem yok ki ilgisini çekecek.

Üzerlerine titrerken, geri kaldıklarımızı görmenizi sağlayacak. Suçladığımız eğitim sistemine gelene dek biz ebeveynlerin değişim göstermesi gereken alanları önünüze serecek.

En azından bana öyle oldu.

Aşağıda yer alanlar, kitabın giriş bölümü aslında. Yani irdeleyecek çok konu olacak, çıkacak daha sonra..

Kuralcı Mıyım Neyim Ben ;)

****

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural ‘dan…

Nasılsa, kendine güvenen, tek başına ayakta kalabilen yetişkinlerin yerini, çocuklarını yakar top ve elim sende oyunları gibi kötülüklerden koruması gerektiğine inanan insanlar aldı.

     ……

Çocukları, büyümenin kaçınılmaz çizikleri, şişlik ve morluklarıyla başa çıkabilecek şekilde hazırlamak yerine, günümüzün modern bakıcıları, çocuklarımızı balonlar içinde saklamamız gerektiği konusunda ısrarcı, hem de o balonlar, havaya zıplatarak keyif aldığınız balonlar bile değil.

Modern balon zihniyeti, çocukların aşırı kırılgan olduğunu ve bu yüzden de yaşamdan soyutlanmaları gerektiğini varsayar. Kaybetmek yok, hayal kırıklığı yok, katı gerçekler yok. Ama bir hava kabarcığının içinde büyüyüp dış dünyaya karşı bağışıklık kazanamayan bir çocuk gibi, balon içinde yetiştirilen çocuk da, başarısızlık, hayal kırıklığı ve yeni iPod’larının renginden daha zor seçimler yapmak gibi yaşamın semptomlarına karşı hazırlıksızdır.

Pek çok açıdan, bu çocuklar için en iyi zaman: bereket, seçenek, teknolojik bolluk ve şımartılma çağı. Genç insanların daha fazla pohpohlandığı, şımartıldığı ya da önemsendiği bir dönem oldu mu? Ama bu aynı zamanda en kötü dönemlerden biri, çünkü bir neslin, yüzleşeceği dünyaya daha hazırlıksız olduğu bir zaman da olmadı. Bırakın ‘dayanıklı bireyler’ yaratma konusundaki başarısızlığımızı, biz daha kendine yeten insanlar bile yetiştiremiyoruz.

Psychology Today makalesinde, Hara Estroff Marano, çocukları bu morluklardan korumak için gösterilen aşırı çabanın, Jean Twenge’nin’Ben Nesli’ dediği nesildeki depresyonun ve diğer psikolojik bozuklukların sebebi olabileceğine dikkat çekti.

Marano şöyle diyor:

‘Karşılaştıkları çok az zorlukla, çocuklar yaşamın normal değişimlerine karşı yaratıcı  bir şekilde uyum sağlamakta başarısız oluyorlar. Bu sadece risk almaktan korkmalarına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda psikolojik olarak onları kaygılı ve kırılgan yapıyor. Bu süreçte, kimlik, anlam ve başarı hislerini kaybediyor, gerçek mutluluğa dair hiçbir fikir edinemiyorlar. Azmin, sadece ahlaki bir erdem değil, gerekli bir yaşam becerisi olduğunu unutuyorlar. Bu da, 21. Yüzyıl gençliğinin psişik kusurlarının yayılmasına sebep oluyor. İstesekte istemesek de, korkaklarla dolu bir dünya yaratıyoruz.’

The Screwtape Letters adlı klasik eserinde, C.S.Lewis şöyle diyor:

‘Her neslin o modaya uygun, tehlike açısından en az ve erdeme en yakın olan ahlaksızlıklara karşı feryatlarını, yöresel bir hastalığa dönüştürmeye çalıştığımız ahlaksızlıklara yönlendiriliyoruz. Buradaki oyun, bir sel sırasında, hepsinin eline birer yangın söndürücü vermeyi amaçlıyor… Zalimler, Duygusallığa, değersiz ve tembel olanlar Saygıdeğerliye, şehvet düşkünleri, Püritenliğe karşı ayaklanıyor…’

Bu kitap tam olarak da aksine gereksinim olduğu fikrine adanmıştır: yani genç insanların bugün ihtiyaç duydukları şey," kendimiz olmak " ve " mutluluğun peşinden gitmek " gibi belirsiz, yarım yamalak kehanetler değil, onlara, yaşamın adil olmadığını, onların yetkili olmadıklarını ve dünyanın, onların duygularını anne ve babaları kadar önemsemeyeceklerini söyleyecek gerçekliklerdir. Diğer bir deyişle, memnuniyet ve keyif kültürümüzde bunun böyle olması gerekmektedir.

………

2005 yılının Aralık ayında, Yetişkin Okuryazarlığı Ulusal Değerlendirmesi, ortalama bir üniversite mezununun okuma becerisinin geçtiğimiz on yıl içerisinde önemli ölçüde azaldığını belirtti.

………

İş dünyasına, ulusun K-12 okulları, öğrencileri iş dünyasına hazırlamakla iyi bir iş yapıp yapmadıkları sorulduğunda, endişe verici bir kısmı,"hayır" dedi. Küresel baskı yoğunlaştıkça, daha vasıflı ve yetenekli eleman ihtiyacı da daha ciddi bir boyuta taşınacak.

Diğer bir deyişle, yaşam, şu an olduğundan çok daha fazla rekabet gerektirecek.

………

Ve yetişkinlerin, onları sürekli mutlu ve tatmin etme çabalarına karşılık, genç insanların giderek mutsuz ve tatminsizleştiği bir gerçek.

Hava kabarcığı içinde yetiştirilen pek çok çocuk için, yaşam giderek zorlaşıp hayal kırıklığına dönüşüyor. Onlar büyük ölçüde kusurlu beklentilerle ve yaşamın kaçınılmaz gelgitleriyle başa çıkmalarına yardımcı olacak araçlar olmadan yaşamın kucağına bırakılıyor. Beklentiler sonsuz olabilir, özellikle de gerçeklikle tartılmadıklarında; bu yüzden de çöküşler ve patlamalar kaçınılmazdır.

………

ÖZEL OLMA HAYALLERİ VE GERÇEKÇİ OLMAYAN BEKLENTİLERLE YETİŞTİRİLEN BİR NESİL İÇİN, GERÇEKLER SERT OLACAK!

 

23 Nov 2009

ARMAĞANLARA DEVAM

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 22:52

Devam edecek dedim, ediyor.

Kesenin ağzını biraz genişlettim ve alternatifler..

Ben

Koleksiyon Mağazalarında bulabileceklerinizle başladım..

faruk malhan çay        Çay Bardağı deyip geçmeyin, Faruk Malhan imzalı..

faruk vazo        Vazoların dedikleri, Faruk Malhan’dan..

koleksiyon bardak        Kadehler & Bardaklar masanızı konuştursun..

nevresim tepe   İyi uykular derken.. (Tepe Home)

peçete    Yılbaşı sofranıza uygun peçetelik! (Tepe Home)

tablo tepe    Her yere yakışır, sığışır bu tablo! (Tepe Home)

ÖFKE KİMİ MESKEN TUTARSA..

Biliyorum, biliyorum çok yayımladım bu ve benzerlerini ama bir daha bir daha anımsatmalı, anımsamalı.

Çocuklar söz konusu olunca geri dönümler daha önemli oluyor, bilgiler tazelenmek, yinelenmek istiyor.

Öfkesi onu çoktaaaaaan terk etmiş Ben

ÇOCUKLARDA ÖFKE NÖBETLERİ

Çocuklarda öfke durumunda görülen tepinme davranışı, engellenmeye karşı çıkmadaki reaksiyonlarının bağırma, çığlık atma, vurma, atma veya başını çarpma olduğu ufak çocukların sergilediği bir özelliktir. Bu durum çocuk psikolojisinin önemli konularındandır ve genellikle 15 ile 18. Aylar arasında başlar ve sıklıkla 3-4 yaşlara kadar devam eder, ki üç yaş çocuklarında oldukça sıktır.

Çocukların benmerkezci yani dünyayı onların tüm ihtiyaçlarının anında karşılanması gereken bir yer gibi gördükleri çağlarda, nöbetler çok daha fazla görülür.  Nöbetler daha çok çocuk yorgun veya sıkılmış ise ortaya çıkar. Eğer istedikleri şey gerçekleşmeze bu onlar için bir felaket olur ve çığlık atabilir, yerinde tepinebilir, bağırabilir ve yatıştırılamayacak derecede ağlamaya başlayabilirler. Ebeveynler tarafından çatışmadan kaçma ve uzlaşmayı sağlamak açısından istemeyerek de olsa bu nöbetler ödüllendirildiğinde çocuklarda isteklerini yerine getirme ile bu nöbetler pekişmiş olur ve çocuk isteklerinin yerine gelmesi için bu davranışı sergilemeye başlar.

Çocukların yaşadıkları öfke nöbetlerinde dikkat edilmesi gereken hususlardan bir taneside nefes tutmadır. Çok öfkelendikleri zaman nefeslerini tutabilir, bazen suratı mosmor olana kadar veya kendilerinden geçene kadar bunu yapabilirler. Bu tip davranışlar bu yaşlardaki çocuklar için normaldir ancak nefes tutma aşırı boyutlara varılırsa bir çocuk psikoloğundan yardım almak gerekebilir.

Ailelerin pek çoğunun öfkeli çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda sıkıntı yaşadıkları görülebilmektedir. Çocuklardaki öfke davranışı sırasında;

· Bu durumun bu yaş çocukları için çok normal olduğunu ve hemen hemen pek çok çocukta bu tip davranışların olduğu unutulmamalıdır,

· Görmezlikten gelinebilecek gibi olanı görmezlikten gelerek çocuk yalnız bırakılmalı,

· Nöbetlere neden olabilecek eylemlerden mümkün olduğu kadar kaçınılmalı,

· Eğer çocuk stres yüzünden böyle yapıyorsa bu strese neden olan etmenler azaltılmalı,

· Krize girdi diye çocuğa daha fazla ilgi gösterilmemeli,

· Ona bu öfke davranışına son vermesi söylenmeli, bu nöbetle daha kötüleşmeden dikkatini dağıtmaya çalışmalı,

· Öfke krizi yaşamadığı zamanlarda onla ilgi ve sevgi göstermeli,

· Çocuğa bu nöbet esnasında öfkelenmeye hakkı olduğunu ama bu yüzden anne baba olarak fikirlerin değiştirilemeyeceği ve öfke nöbeti sona erdiğinde onun yanında olunacağı söylenmelidir.

Bu konuda son olarak tekrar edilmesi gereken nokta, çocukların öfke davranışını pekiştirecek hareketlerden, onun öfkesini ödüllendirecek davranışlardan mümkün olduğu kadar kaçınılması gerektiğidir.

Alıntı

GÖZ GÖRGÜSÜ GÖNÜL GÖRGÜSÜ, ÇOCUĞUN GÖRGÜLÜSÜ..

Kategori: ÇOCUK&EĞİTİM&GELİŞİM&PSİKOLOJİ — Evrim @ 22:33

Görgünün sadece dış şekillerini, gösterişten başka bir şey olmayan yönünü ilgilendiren şekilleri, «Lütfen» «Teşekkür ederim», «Affedersiniz» ve buna benzer birtakım deyimleri çocuğa benimsetmek istiyorsak buna genel olarak ciddi birtakım kurallar ve cezalarla da ulaşabiliriz. Fakat sonraları, bu yoldan elde edilen alışkanlıkların büsbütün faydasız olduğunu anlarız. Konuşmanın bu gösteriş yönünde önemli olan tarafı, gerçekten başkalarına hoş görünmek isteğidir, sevgi ve saygı belirtisidir. Eğer bu ruh halini sağlayabiliyorsanız dilin yapmacık şekilleriyle uğraşmanıza ne lüzum var.

Olumlu bir davranış çocukta derin ve katıksız bir iz bırakır. Bu iz çocuğun bütün hayatı boyunca sürüp gider ve onun toplumsal münasebetlerini her yerde kusursuz bir şekilde düzenler. Birtakım kalıplaşmış kelimeler, iyi niyetin ürünü olmadıkça ancak zor kullanıldığı sürece zihinde kalabilirler.

Zor kullanarak ısmarlama bir ruh hâli meydana getirmek mümkündür. Ama, bütün mesele olumlu bir ruh halinin gelişimini sağlamaktadır; bu da iyi niyetimize ve anlayış göstermemize bağlıdır. Çocuk kendisini çevreleyen kişilerin iyi ve anlayışlı kişiler odluğuna inanmalıdır. Biz çocuğa karşı, yetişkinlere karşı olduğu gibi daima nezâketle ve anlayışla davranırsak, onu saygıdeğer kişiler sırasına koyarsak onun da bize karşı aynı şekilde davranmaması için hiçbir sebep kalmaz.

Alıntı

BİR ALIŞVERİŞ AKŞAMI DAHA BİTTİ..

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 22:17

Pınar & Evrim bir araya geldiğinde harikalar yaratıyor! ;)

Yarattık yine, yine birbirimizi heyecana, coşkuya getirdik!

Tam kıvamımızdaydık, formumuzdaydık bugün yine!

merry Kurtlu kadınlar olarak, kalktık akşamın 5 inde yılbaşı ağacı süslerimizi almaya gittik.

Tasarruf için dünyaya geldik ya hani, derdimiz onu ispatlamak yoksa süs müs bahane, halimiz her daim olduğu üzere şahane!! :)

Şaka bir yana çok güzel süsler aldık. Benim ağacım tıpkı Evrim’in ta kendisi gibi, üzerinde binbir çeşit rengi barındıran bir ağaç oldu. Yeknesaklıktan bunalmış halim ağacıma da sirayet etti yani sonunda. Sonunda yeni yılda, halimden nasibini aldı anlayacağınız.

Ama tam gönlüme göre oldu. – 10 kişi bakar, 1 kişi anlar misali – Aman sakın ha ukalalık sanmayasınız, demek istediğim çoğunluğa hitap edecek cinsten değil. Albenisi var varda, ‘kullan benisi’ azlardan! :) – türkçemiz bana çok sözcük borçludur laf aramızda -

Pınar da muhteşem süsler aldı ama inat değil mi işte yazmayacağım, otursun yazsın o da bloguna!!! Aaaaaa kadın deli mi ne, benim bloguma yazdığının %20 fazlasını yapsa blogu dolup taşacak ama nerdeeeeeeee???!!! ;) – küçük ipucu; morun en harika tonundan başlayıp, lilayla devam eden, lameyle son bulan bir ağaç olacak onunkisi!! -

Gördüğünüz gibi biz yeni yılı davet ettik, ağırlamalara başladık çoktan. Darısı isteyenlerin başına..

neşeli ps: GÖRMEMİŞİN SÜSLERİ OLMUŞ MİSALİ OLMASIN DİYE HEPSİNİN FOTOĞRAFINI ÇEKMEDİM AMA FİKİR VERECEK HERŞEY MEVCUT AŞAĞIDA! ;)

Ben


puantiyeli toplar

3 kalp
renkli çanlar
minik toplar ve zincirler

ÖĞRETMENİM, CANIM BENİM CANIM BENİM!

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 21:43

24 Kasım Öğretmenler Gününüz kutlu olsun, öğretmen büyüklerim, arkadaşlarım ve kızımın ilk öğretmenleri!

Pek değerli, pek önemli benim için 24 Kasım’lar..

Bir dönem öğretmenlik yaptığım için..

Mesleğim sayesinde edindiğim ‘DOSTLARIM’ için..

Bana kattıkları için..

Evrim’i Evrim yaptıkları için..

Pek değerli 24 Kasım’lar..

Ben aranızda değilim bir süredir, yeniden aranızda olabilir miyim ondan da emin değilim. Ama adım gibi bildiğim birşey var o da; hala belleğimde taptaze sizinle yaşadıklarım!

Geç tanıdım ve kısmen de olsa erken yitirdim buna deniyor olmalı. Bu sebeple her 24 Kasım aynı hüzün & mutluluk sarmalıyor beni.

Evrim Ben

BİJUTERİ DENİNCE..

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 10:56

JPM051[1] Canım insan kendi kendine de armağan alır!!

Örneğin ben, neredeyse tüm swatch yüzük, kolye ve bileziklerimi kendim

almışımdır! Yok yok üzülmeyin, böylesi daha iyi. ;) 2663_kucuk[1]

Anneme sorarsanız, tıpkı beyaz gömlek ve kargo pantolonlarım gibi swatch olan bijuterim de birbirinin aynı!!!!

6912_kucuk[1]       Bir sefer;

 

”E bu kolyenin yüzüğüde yok muydu sende?”

“Yok anneciğim bu tek, yüzüğü yok.” diyorsa..

Bir başka sefer;

“Hmm hoş bak bu, zaten bileziğini de almıştın, değil mi?”

JPD023_en_ucuz_swatch_kolye___kolye_ucu_xmlseries_jpd023_29[1] 

“Hayır anne, bilezik iç içe geçen modeldendi.”  7978_buyuk[1] 

JPM041_en_ucuz_swatch_kolye___kolye_ucu_xmlseries_jpm041_499[1] “Aaaaa hepsi aynı kızım bunların, verme boşuna bu

‘çeliklere’ para!!!!”       JRM056_en_ucuz_swatch_y__z__k_xmlseries_jrm056_480[1]

JRW019_5_en_ucuz_swatch_y__z__k_xmlseries_jrw019_5_443[1] Siz lütfen www.swatchsaat.com adresine bir tıklayın.

Swatcher Ben ;)

BU HAFTA İTİBARIYLA EVİMİZE YENİ YIL GELDİ!

Kategori: YAZDIKLARIM — Evrim @ 09:45

gece salonda ağaç En çok çocuklar sever yeni yılı, ağaç süslemeyi, evi süslemeyi, şekilli kurabiyeler, kekler yapmayı, yemeyi. Kısacası yılbaşına özel olan herşeyi..

Kimisi özenti bulur, kimi üşenir.. Bense oldum olası severim süslenmeyi bu mevsim. Beklemem öyle Aralık olsun diye, biz de süslemeler hazırlıklar başlıyor bu hafta!!!

Yeni yıl heyecanına kapılmış Ben ;)

 

colorful balls                                 düğmeli süs    

 

 

 

Version Retocada                   şişlerle süs

 

Bu sene çorabın da, süs topların da, kapı süsünün de sıradışı – artık ne kadar olabilirse- gitmeli dedim.

Yapabileceklerim yeteneklerimle sınırlı olduğundan mucize beklemeye gerek yok! :)

 

 

hello kity kapı süsü                             reto çorap yılbaşı

 

 

 yılbaşı çorap laci puanlı                                        sofra

 

 

 noel cookie                            noel kek

21 Nov 2009

EN GÜZEL YATIRIM ÇOCUĞUMA YAPTIĞIM, EN GÜZEL MESLEK ANNELİK!

Dozunu kaçırıyoruz. Anne / Baba olmanın dozunu kaçırıyoruz.

Sevgi ve ilgimizden eksik kalmasınlar isterken onları boğuyoruz!

Sunduğumuz seçeneklerle gözlerini boyuyor, gönüllerini fethediyor sonra nankör olmakla suçluyoruz. Verdikçe veriyor, karşılık alamamaktan yakınıyoruz.

Küçükken bir derece fakat idrakları yol alınca işin içinden çıkamıyor insan. Falanca ile filancanın çocuğunu / torununu örnek almak, örnek vermekle geçiyor günlerimiz.

Hepsi elimizde, hepsi bize bağlı.

Ve asla geç değil.

Anne Ben

Çocuğum için her şey feda olsun!” diyerek onu kral ve kraliçeler gibi yetiştiren anne-babalar, aslında kendini beğenmiş ve devamlı hizmet alan bir insan yetiştirdiklerinin farkında değil. Her işi ebeveyni tarafından yapılan çocuk, “Hak ettiğim şeyi almam için fazla çabalamama gerek yok” düşüncesiyle hayata atılır ve çoğu zaman mutsuz olur.

Kuşkusuz tüm insanlığın ortak heyecanlarından biridir anne-baba olmak. Küçücük bir beden olarak dünyaya gelmiş bebeğiniz, varlığını devam ettirmek için varlığınıza muhtaçtır. Onu besleyip büyüterek en iyi şekilde hayata hazırlamayı asli görev edinirsiniz bir anda.

Omuzlarınızdaki yükün ağırlığına bir de duygularınız eklenir. Çünkü canınızdan parça olan bir birey sizin ellerinizde şekillenecektir. Hatta bazen öyle abartılır ki, özellikle anne, çocuğun kendi karşılayacağı ihtiyaçlarına bile müdahale eder. Çocuk için yatağını toplamak, yemeğini hazırlamak bile zor bir uğraş halini alır zamanla.

Uzmanlar, anne-babanın karşılık beklemeden çocuğa sürekli bir şeyler vermesinin, çocuğun gelecek hayatıyla ilgili ciddi problemler yaşamasına sebep olabileceğini vurguluyor. Klinik Psikolog Sinem Demir, fedakârlık yapma-karşılığını bekleme açısından en sorunlu ilişkinin ebeveyn-çocuk ilişkisi olduğunu belirterek, çocuğun ‘aşırı derecede alma’ ile bencilleşebileceğini ifade ediyor.

“Anne-baba tabii ki fedakârlık yapacak.” diyen Demir, fedakârlığın sadece ebeveyn olma içgüdüsüyle, karşılıksız olarak değil, çocuğa karşılıklı kazanımları olacağı bilincini vererek yapılması gerektiğini söylüyor. Örneğin; “Bugün çok fazla ödevin olduğu için yatağını ben topluyorum, sen de ödevlerini güzel bir şekilde yapmalısın.” gibi.

Sevginin, ilginin, maddi imkanların sınırsız ve şartsız bir şekilde verilmesinin, çocuğun dış dünya ile ilişkisini doğrudan etkileyebileceğini belirten Psikolog Sinem Demir, “Özellikle kendi çocukluğunu yaşayamamış, çabalamak zorunda kalmış bir anne-baba, çocuğuna hep vererek, aslında kendi çocukluğundaki yoksunluklarını gidermeye çalışabilir.” diyor.

Yani ebeveyn kendi çocukluğunda sahip olamadıklarını çocuğuna fazlasıyla sağlayarak bilinçaltına itilmiş duygularını tatmin edebiliyor. Örneğin, kendi giyemediklerini fazlasıyla çocuğuna alıyor ya da çocukluğunda çalışmak zorunda kaldıysa kendi çocuğuna bunu yaşatmamak için onun her işini kendisi halletmeye çalışıyor.

Psikolog Demir, ebeveynin bu tutumunun çocuğu zamanla çevresindeki insanlarla ilişkisinde hep ilgi bekleyen, ne yaparsa yapsın kabul edilmek isteyen biri haline getirebileceğini belirtiyor: “Böyle bir çocuk veya yetişkin, durumunu fark edip, kendi çabasıyla veya tedavi ile kişisel senaryosunu değiştirmezse hayattan hep alacaklı hisseder. Ancak çevresinin ona borcu hiç bitmez. İnisiyatifi yeterince gelişmeyeceği için, daha fazlasını isterken, daha azını yapar.”

Sinem Demir, anne-babanın çocuğa gösterdiği aşırı fedakarlığın bir başka sebebinin de sahip olduklarını (soyadını, unvanını, maddi gücünü… vb.), narsist, özsever bir şekilde, bir ‘güç’ olarak algılaması, çocuğunu da kendi ‘imparatorluğunun veliahdı’ olarak görmesi olabileceğini kaydediyor.

Yani anne-babanın hayata karşı adalet anlayışının ‘biz her şeyi fazlasıyla hak ediyoruz’ şeklinde çarpıklaşabileceğini, bu anlayışı çocuğuna aktarabileceğini kaydediyor.

Aslıhan Köşşekoğlu

MUTLU YILLAR DERKEN..

Kategori: ALINTILAR, YAZDIKLARIM — Evrim @ 10:01

Yılbaşı yaklaşıyor, hediye bakma zamanı da öyle!

Sevdiklerinizi hediyelendirmek harika, gönüllerini almak. Ama pek çok kişi varsa alacağınız, hesaplı seçimler yapmalısınız.

Belki bunlar yardımcı olabilir; çoğunlukla IKEA’dan seçtim. Güle güle kullanın!

Fazlası olmaz, iş görür. 3 lü kutu seti: 8.95    3lü kutu 8 95   

 

 

4 75 sepet    4.75’e şirin bir sepet mesela!   

Çok amaca hizmet edecek, 4.95’lik bir kase. 4 95 kase

 

4 95 mutfak    4.95’i görmeye alıştınız ya bir kere! Her eve gerek!

İster dekoratif amaçlı ister servis, sadece 7.95!!    7 95 derin tabak   

 

 

7 95 lamba    7.95’e bir Ikea klasiği.. Herkeste bir rengi var! ;)

Görünüşü güzel, işlevi de.. 9.95..    9 95 e mumluk   

 

 

12 95 diz    Al üzerine, kıvrıl koltuğa.. 12.95’e !!  

Bu fiyata nevresim mi olur? 19.95!!!   19 90 nevresim   

mumtabağı 12    Mum tabakta daha güzel, 12 lira verince..

En ince ayrıntıları bile kaçırmamak için. 9.95!  &#160 ayna 9 95

 

halı 9 95    Bu halıya kim hayır der? Hele de 9.95 ise!  &#160

Aşk yuvaları için ideal bir pas pas. 19’a sizin!  pas 19

 

vazo 12    Eviniz hep çiçek dolsun, 12 ‘e vazonuz olsun! ;)

İhtiyacım yok demeden… 6.95’e tabure!    tabure 6 95

şal 9 50 mudo    Mudo’da 9.50 ye şal! Renge bittim!

Takılar, olmazsa olmazlar. Mudo’dan 14.50 ye.. 14 50 mudo kolye

14 50 mudo servis    Kolay servis, şık ikram. Mudo; 14.50! 

Hesaplı seçimler için şimdilik bu kadar, devamı daha sonra..

Ben

20 Nov 2009

HAFTALIK PROGRAM..

Sizde benim gibi H1N1 korkusundan çocuğunu okulundan etmiş bir anneyseniz, ya da zaten çocuğunuz kreşe gitmiyorsa ve evde yapacaklarınız size yetmiyorsa..

Faaliyet Halinde Ben

Çocuğunuza küçüklüğünden itibaren ,her gün yapması için bir görev vermeniz yerinde olur.

Bunu yaparak çocuğunuza yaşam boyu sürecek olan bir sorumluluk duygusu vermiş ve bazı alışkanlıklar kazandırmış olursunuz.Çocuğunuzdan çiçekleri sulamak,kuşu beslemek ya da balığı yemlemek vs. gibi basit bazı şeyler yapmasını isteyebilirsiniz!

Çocuğunuz büyüdükçe önce haftanın her günü için ayrı bir ödev verebilirsiniz. Örneğin şöyle bir liste olabilir:

* Pazartesi parkta yürüyüş

* Salı havuzda yüzmeğe gitmek

* Çarşamba mağazaları gezmek

* Perşembe arkadaşlarla oyun

* Cuma, resim, su oyunları veya bazı ev etkinlikleri.

Tabii ayrıca yıl içinde, önemli gün ve dönemler değerlendirilmelidir.(yaş günleri,bayram,yaz tatili vs.) ama siz her hangi bir şeyi yıl içinde vurgulayarak, önemli hale getirebilirsiniz ve kutlamasını yapabilirsiniz.

Örneğin her mevsim değişikliğinde, doğanın nasıl görüldüğünü çizerek, yeni gelen mevsimi kutlayabilirsiniz. Ağaçları yapraklı ve yapraksız olarak, mevsimleri değişen renkleriyle belirtebilirsiniz.

Alıntı

EN BAŞARILI VE TEK BAŞARILI OLDUĞUM..

Kategori: ALINTILAR — Evrim @ 10:17

KÜÇÜK ÇOCUKLAR İÇİN GEVŞEME YÖNTEMLERİ

Bazen bir enerji demeti o kadar yüklü olabilir ki, yapıcı bir şekilde kanalize etmek olanaksız hale gelir. Bu olduğunda, en iyisi, gevşeme sürecini hemen başlatmaktır. Aşağıdaki sakinleştirme yöntemlerinden herhangi biri ile çocuğunuzun gevşemesini sağlayın.

* Sarılmak veya masaj

* Sözlü veya sözsüz yumuşak müzik

* Seçilmiş, düşük sesli video bantlar

* Bir hikâye

* Sıcak bir banyo

* Küçük yap-bozlarla oynamak

* Fırça veya parmaklarla boyama 

* Kil ile oynama

* Yemek pişirme (erişkin gözetiminde)

* Su oyunları

* Akvaryumdaki balıklan seyretmek

* İyi huylu bir ev hayvanını sevme

* Sakin bir anne baba veya bakıcı ile etkileşim

* İkiniz de sırtüstü yatın, gözlerinizi kapatın ve sessiz, hoş yerler hayal edin başlangıçta çocuğunuza rehberlik etmeniz gerekebilir.

Çocuğunuz sakinleşince, davranışlarının altında yatan sebebi saptamaya çalışın, başa çıkacak ve tekrarını önleyecek bir yol bulmaya gayret edin.

Alıntı

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.